Ah o 90’ların teknolojisi!-Tahsin Oygar Reviewed by Momizat on . 90'lı yıllar ve teknolojisini konu aldığımız makelemiz Tahsin Oygar'ın kaleminden teknolojinin gelişimini aktarıyor... Argasdi'ye ulaşmak için Baraka Lokaline, 90'lı yıllar ve teknolojisini konu aldığımız makelemiz Tahsin Oygar'ın kaleminden teknolojinin gelişimini aktarıyor... Argasdi'ye ulaşmak için Baraka Lokaline, Rating: 0
You Are Here: Home » Yayın » Argasdi » Ah o 90’ların teknolojisi!-Tahsin Oygar

Ah o 90’ların teknolojisi!-Tahsin Oygar

90′lı yıllar ve teknolojisini konu aldığımız makelemiz Tahsin Oygar’ın kaleminden teknolojinin gelişimini aktarıyor… Argasdi’ye ulaşmak için Baraka Lokaline, bölgenizdeki Khora Kitap’a ya da gazete bayiilerine uğramayı unutmayın.

Disket-Floppy-Disk-media3m90’lı yıllar teknolojik gelişmeler anlamında oldukça sıra dışıdır. Hatta şöyle söyleyebiliriz; Sanayi devriminden sonra insanlık tarihinin önemli dönüm noktalarından birine zaman sahipliği yapmaktadır. 1980 sonlarında dünyanın iki kutuplu yapısı sayesinde teknolojik gelişimde bir yarış başlamıştır. Sovyetler Birliği’nin gerek uzay gerek tarım gerekse bilişim alanlarındaki başarısı kapitalist dünyanın teknolojik gelişime gereğinden fazla önem vermesini, tabiri caizse bir sidik yarışına girmesini sağlamıştır. Bu eğilim dünyaya verilen ekolojik tahribatı hiçe sayarak “her neye mal olacaksa olsun!” anlayışı ile gözü kapalı bir teknolojik gelişim dönemini tetiklemiştir. İşte bu dönemin sonu, Sovyetler Birliği’nin çöküşü ile yularından fırlamış ve kapitalist anlayışla üretilen teknoloji, küresel anlamda yayılma ihtiyacındaki sermayenin emrine tam anlamı ile girmiştir. O dönemin Kanadalı sosyoloğu Marshall Luchan teknolojik gelişimin Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından sonra ulus devletlerin değil sermayenin kontrolüne girdiğini şöyle ifade etmişti: “Artık dünya büyük sermayenin kontrol ettiği global bir köy haline gelecektir”.

Bilişim

win390’lı yıllara kadar bilgisayarlar, bilmek zorunda olduğunuz oldukça karmaşık, binlerce komut sayesinde programlanabilirken veya kullanılabilirken, 1990’da çıkan ve bilişim alanında devrim sayılan Windows 3.0 ile görselliğe kavuşuyordu. Bu şu demekti; artık bilgisayar kullanmak için binlerce komut bilmek zorunda kalmayacaktınız. Tabii ki dönemin Comodor (64,Amiga) bilgisayarlarını da hatırlayanlarınız olacak. Fakat her ne kadar Comodor’da da bir görsellik sunulsa bile görsel programlama ve görsel bir işletim sistemi olmadığından Comodor’lar tarihin nostaljik sayfalarında bir anıya dönüşmüştür. Microsoft Windows ise daha da geliştirilerek Windows 95, Windows NT ve Windows 98 gibi işletim sistemleri ile görselliğini artırdı. Böylece bilgisayar hayatın her alanına rahatça girmeye başladı. 90’ların başına kadar kullandığımız 1.44 Mega Byte olan disketler artık yerini 700 Mega Byte olan kompakt disklere bıraktı. Verilerin taşınmasını oldukça etkileyen CD, müzik piyasasının önemli bir parçası haline geldi. Eskiden pilli kaset çalar olarak bilinen WalkMen 90’larda yerini DiskMen’lere bıraktı. Bugün DVD veya Blue Ray’e dönüşmüş hali bile artık tarih sahnesinden silinmiş görünüyor.

İs-3285063ab3dd9fe263cce96fafc413d48ef812b7letişim

İletişim teknolojilerindeki gelişim de bilişim ile orantılı bir şekilde gelişti. 70’lerde keşfedilen cep telefonu ancak 90’larda yaygınlaşmaya başladı. Tabii bugünün “akıllı” telefonları gibi değildi büyük hantal ve bir saati ancak bulan pil ömürleri ile yaşamımızdaki yerlerini almışlardı. İnternet yatırımlarla ancak 90’lı yıllarda yayılmaya başladı demek yanlış olmaz. TCP/IP denilen bir iletişim protokolü ile farklı cihazlar arası ağlar kurulup paylaşıma açıldı. Tabii ki bu teknolojinin gelişimi, doyumsuz kapitalizmin elektronik bankacılık ile sermaye dolaşımını    sağlamak ve kara para aklama ihtiyaçlarını karşılamak maksadı ile desteklendi. İletişim teknolojileri gelişti ve değişti. Birçoğunuz hatırlayacaktır; teleks ve telgraf yavaş yavaş yerini faks ve elektronik postaya bırakmaya başladı. İletişim için en önemli konulardan birisi olan yayıncılık (video, ses) alanında da bu gelişmelere uygun bir şekilde teknolojiler değişti. Tüm yayınları analog olan ve bayağı masraflı aletler ile yapılan devlet yayıncılığı, gerek radyo gerekse televizyon olsun yerini dijital yayıncılığa bırakırken, bilgisayar önemli ve vazgeçilmez bir rol oynadı. 90’larda Teleteks denilen bir teknoloji geliştirildi ve dünya borsaları anında televizyon kanalından renkli ve güncel yazılar halinde yayınlanmaya başlandı. Sonraları bu teknoloji haber, hava durumu teleteksgibi bilgileri de kapsamına aldı. Dijital yayıncılığın kaliteli ve ucuz oluşu sayesinde ilk özel televizyon ve radyolar da yaşamımızda yerini aldılar. Sermaye için “özgürce” ürünlerini pazarlayıp ideolojik hegemonyasını rahatlıkla yayacağı kanallar artık oluşmuş oldu. Böylece TRT’nin karşısına Star1 isimli ilk özel televizyon 90’da yayın hayatına başlarken ilk özel radyo olan Kent FM de 1994 yılında yayına başlıyordu. Kıbrıs’ın kuzeyi için ise 1996’da izinsiz yayına başlayan Kanal T ile 1997 de gerekli izinlerini alıp yayına başlamış Genç TV arasında hala bugün hangisinin ilk özel televizyon olduğuna ilişkin kavga sürüyor. Radyoculukta ise First Fm’in ilk özel radyo olduğunu söyleyebiliriz.

hubbleUzay

1960’larda başlayıp 70’ler ve 80’leri kapsayan uzay teknolojilerinin gelişim motivasyonu yine Sovyetler Birliği ile ABD’nin uzaya kim ilk çıkacak, aya kim ayak basacak?! yarışları kapsamında sürerken, reel sosyalizm deneyimine yenilmemek için kapitalizmin karşı hamleleri şeklinde gelişmişti. Fakat 90’dan sonra kapitalizm kendi işini kolaylaştıracak uzay teknolojilerine yatırım yapmaya başladı. Önce GPS için dünyanın etrafında 24 uyduluk bir ağ örüldü. Sonra GSM ve internet şirketleri için uydular atılmaya başlandı. İlk uzay teleskobu olan Hubble 1990’da uzaya fırlatıldı. Artık aya gitmek yerine daha çok uzayı, galaksileri, gezegenleri, yıldızları daha iyi gözlemlemeye ve anlamaya başlandı. Burada gerçekten 90’lı yıllara özel ve de ilginç bir durum oldukça etkili oldu. İnanılmaz fakat şöyle: Dünyanın yakınından geçen ünlü kuyruklu yıldızlar Halley, Swift-Tuttle, Hale-Bopp ve Kyakutake  sırası ile 1986, 1992, 1997 ve 1996 yılında dünyanın yanından geçtiler. Bu kuyruklu yıldızların 90’larda buradan geçmesi gerçekten inanılmaz bir tesadüf çünkü Halley 76, Swift-Tuttle 134, Hale-Bopp 2533, Kyakutake ise 14,000 yılda bir dünyanın yanından geçiyor. Bu da büyülü ve küçük ihtimalin gerçekleştiğini müjdeliyor. Belli bir on yıl içinde hepsi buradan geçmiş. Bu da uzayı gözlemleme teknolojilerini pozitif yönde etkilemiştir.

DiskmenSonuç

“Ah 90’larda teknoloji başkaydı , ne güzeldi o eski günler, şunu hatırlıyor musun, benim de DiskMenim vardı” dan öteye geçmek için  90’larda  bir dönem kapitalizme güçlü bir tehdit ve alternatif olma şansı olan Sovyetler Birliği’nin yıkılmasının teknolojinin gelişimini nasıl etkilediğini araştırmak, bugünün teknolojik anlayışına eleştirel bir yaklaşım geliştirmek, ekolojik bir bakış açısı ile insanlığın yararına gelişecek teknolojik gelişim için mücadele etmek gerek. Aksi takdirde geçtiğimiz on yıllara ait buluşları yazmaktan öteye geçemeyen insanlar oluruz.

 

 

 

 

 

Kaynakça:

Uzay – Glenn Murphy

http://www.emo.org.tr/ekler/e52547a0e7bca35_ek.pdf

http://www.sosyalarastirmalar.com/cilt9/sayi44_pdf/8diger_sosyalbilimler/isikhan_cihan.pdf

https://tr.wikipedia.org/wiki/Compact_Disc

https://shiftdelete.net/dunden-bugune-internet-29791

https://shiftdelete.net/isletim-sistemleri-tarihi-23523

http://www.yeniduzen.com/kibrisin-ilk-ozel-kanali-kim-tartismasi-18759h.htm

 

 

 

 

 

Leave a Comment

© 2011 Powered By Wordpress, Goodnews Theme By Momizat Team copyLEFT

Scroll to top