KADINLAR SOKAĞA ÖZGÜRLEŞMEYE – Zekiye Şentürkler Reviewed by Momizat on . Argasdi'nin 46. sayısından, "FeministİZ" sayfamızdan bir yazı... Derginin tamamını almak isterseniz, tüm marketlerde ve gazete bayilerde... Feminist dayanışmanı Argasdi'nin 46. sayısından, "FeministİZ" sayfamızdan bir yazı... Derginin tamamını almak isterseniz, tüm marketlerde ve gazete bayilerde... Feminist dayanışmanı Rating: 0
You Are Here: Home » Yayın » Argasdi » KADINLAR SOKAĞA ÖZGÜRLEŞMEYE – Zekiye Şentürkler

KADINLAR SOKAĞA ÖZGÜRLEŞMEYE – Zekiye Şentürkler

Argasdi’nin 46. sayısından, “FeministİZ” sayfamızdan bir yazı…

Derginin tamamını almak isterseniz, tüm marketlerde ve gazete bayilerde…

OMORFO FOTO

Feminist dayanışmanın temas ettiği ve etmesi gereken tüm alanlarda, 8 Martlarda, 25 Kasımlarda kısaca her yerde isyanımızı haykırırken tüm kız kardeşlerimizle kol kola, sokaklarda, severek attığımız sloganlardan biridir “Kadınlar Sokağa Özgürleşmeye!”. Peki, bu sloganı atarken aslında ne demeye çalışıyoruz? İstediğimiz özgürlük nasıl bir özgürlük ve bunu sokaklara dökülerek nasıl elde edeceğiz? Başka bir dünya biz kadınlar için mümkün mü?

Yıllardan beri süre gelen ve maalesef günümüzde her geçen gün daha da yükselerek karşımıza çıkan faşist/gerici hükümet politikalarından payını en fazla yine biz kadınlar alıyoruz. Adaletsiz toplumsal cinsiyet rolleri arasına sıkıştırılarak evlere hapsedilmeye çalışılan kadınlar sosyal yaşamdan, iş hayatından, üretimden, siyasetten, toplumsal olaylardan kısaca bir insanın yaşaması gereken günlük hayat rutininden koparılarak esir hayatına sürükleniyor. Sadece ev işleri, çocuk/yaşlı bakımı, kocalarının gönüllerini hoş tutma gibi ‘görevler’ biçilen kadınlar için yaşam alanı da doğallığında ev hapsine dönüşüyor. Tabii ki bu görevleri karşısında herhangi bir yasal ve/veya ekonomik güvencesi olmayan kadınlar da maruz kaldıkları ev içi emek sömürüsünü sineye çekmek durumunda bırakılıyor. Bu güvencesizlikle kadınların sesi kısılıyor. Görmüş oldukları baskı, fiziksel ve psikolojik şiddet, taciz, tecavüz ve benzeri insanlık dışı davranışlar karşısında sessizliğe itiliyorlar. Hem bunu yaratan hem de bundan güç kazanan ataerkil sistem ise zulmünü katlayarak arttırıyor, kadınlar için dünyayı daha da bir yaşanmaz hale getiriyor.

İşte tam bu aşamada biz kadınlar bu durumun kabul edilebilir olmadığının farkına varıp harekete geçmeliyiz. Özgürlük mücadelesini ancak birlikte dayanışarak örgütlendiğimiz zaman kazanabileceğimizin bilincine varmalıyız. Kadınlar için özgür bir dünya talebi yükselmelidir. Kadınların insanca yaşama hakları vardır ve bunu kadınlar kendileri elde edecektir. Kadınların kurtuluşunu yine kadınların tırnaklarıyla kazıyacağını anlayıp, tüm hep birlikte sokaklara dökülmeliyiz. Sadece belirli alanlarda değil her alanda var olmayı talep ediyoruz. Kadınlar sosyal yaşama katılıp ataerkinin ellerinden aldığı veya almaya çalıştığı özgüvenlerini geri kazanacaktır. Toplumsal cinsiyet rollerinin bizleri mahkum ettiği evlerden taşarak kamusal alanlara çıkıp emek sömürüsüne karşı hep birlikte isyan etmeliyiz. Kadınlar, eşlerini üretim sürecine yeniden hazırlamak üzere, evde kendilerine biçilen külkedisi vazifelerinden istifa etmeli, iş hayatına ve toplumsal üretime dahil olmalı. Orada da karşılaşacağımız adaletsizliklere karşı mücadele etmeli, sermayenin emekçilere uyguladığı hak ihlallerine direnmeli, bunun için sendika yönetimlerinde biz kadınlara yer açılmasını talep etmeliyiz.

zek1

Kolektif çalışmayla ideolojimizi sağlamlaştırabiliriz

Birbirimizden öğrenerek, bazen eğlenerek, bazen okuyarak, bazen izleyerek ve sürekli birbirimizle konuşup, tartışarak farkındalığımızı artırıp ideolojimizi sağlamlaştırarak talep ettiğimiz özgür dünyaya kavuşacağız. Kolektif çalışarak, birlikte hareket ederek, fikriyatımızı yayarak, yaydıkça örgütlenerek ve örgütlendikçe de çoğalarak istediğimiz ve mümkün olan özgür dünyayı kendimiz inşa edeceğiz. Bu yolda, erkek bakış açısı ile kurulan baskıcı yöntemleri geride bırakmak, demokrasiyi, katılımcılığı, karşılıklılığı esas almak zorundayız.

 

Bu amaç için yola koyulan bir kolektif: Kadın Eğitimi Kolektifi

2016 yılının Mayıs ayında kadın özgürleşmesi aktivistlerinin kolektif çalışmasıyla meydana gelen “Kadın Eğitim Kolektifi” kendini “Kıbrıs’ta, kadınların ve toplumun özgürleşmesi amacıyla bilgi ve deneyim paylaşımları yapan, drama atölyeleriyle özgürleşmeyi prova eden bir kolektif çaba” olarak tanımlayarak bu yola çıktı.

Geçitkale’den başlayarak Lefkoşa ve Mağusa’da devam eden eğitimler kapsamında pek çok kadın ve kadın örgütü ile bir araya gelen Kolektif, tüm kadınları paylaşmaya çağırıyor. Feminizm ve toplumsal cinsiyet, kadına yönelik şiddet, ev içi emek, medyada kadın, ülkemizde kadın hakları ve bunun gibi ihtiyaçlara göre belirlenen müfredat kapsamında eğitimler hazırlayan, birbirlerinden öğrenerek, atölyelerde eğlenerek, özgürleşme yolunda mücadelelerini büyütmek üzere ellerini birleştiriyor. Atölyelerde gerçekleştirilen drama çalışmaları ile kadınlar, eşit ve adil başka bir toplum modelinin ve bunun gerektirdiği eylemlerin provasını yapıyor ve özgüven kazanıyorlar. Ülkenin dört bir yanında eğitimler organize etmeyi hedefleyen Kolektif, üretmeye devam ederek mücadeleyi yükseltiyor.

Devrimci kadın hareketinin yükselmesinde önemli faktörlerden biri de feminist mücadelenin şekilsel bir kadın algısından öte kadınların hayatına dokunacak bir zeminde ilerlemesidir. Erkelerden kadınlara arta kalan yan görevler değil, kadınlar ve erkeklerin beraber büyütecekleri sosyalist feminist bir mücadele için tüm kadınlara çağrı yapıyoruz.

Haydi kadınlar, kendinizi sokağa atarak özgürleşme yolundaki ilk adımınızı atın çünkü;

Birbirimizden öğrenecek çok şeyimiz,

Birlikte yürüyecek çok yolumuz,

Özgürleşerek oynayacak oyunlarımız var.

Zekiye Şentürkler

 

Kadın Eğitimi Kolektifi’nin çeşitli çalışmalarından kareler:

zek5

zek4

zek3

zek2

 

 

Leave a Comment

© 2011 Powered By Wordpress, Goodnews Theme By Momizat Team copyLEFT

Scroll to top