Rusya’dan Kıbrıs’a: Dukoborlar*- Şifa Alçıcıoğlu Reviewed by Momizat on . Kıbrıs'ın tarihinde yer edinememiş bir topluluğu Dukoborları, tarihin tozlu raflarından gün yüzüne çıkaran bir yazı... Adını bakır madeninden aldığına inanılan Kıbrıs'ın tarihinde yer edinememiş bir topluluğu Dukoborları, tarihin tozlu raflarından gün yüzüne çıkaran bir yazı... Adını bakır madeninden aldığına inanılan Rating: 0
You Are Here: Home » Yayın » Argasdi » Rusya’dan Kıbrıs’a: Dukoborlar*- Şifa Alçıcıoğlu

Rusya’dan Kıbrıs’a: Dukoborlar*- Şifa Alçıcıoğlu

cyprus-cart

Kıbrıs’ın tarihinde yer edinememiş bir topluluğu Dukoborları, tarihin tozlu raflarından gün yüzüne çıkaran bir yazı…

Adını bakır madeninden aldığına inanılan adamız, Alaşya, asırlarca birçok medeniyetin egemenliği altında yaşadı. Onlardan geriye güzel şehirlerden kalan harabe kentler, dilimize yerleşen kelimeler, yemekler, yaşayış biçimleri kısaca kültürümüzü oluşturan mozaiğin her bir parçası kaldı. Yaklaşık yarım asır boyunca adayı birlikte paylaşan Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Elenler yanında özellikle Kıbrıs’a gelip burayı yurt bilen ya da kendi vatansızlığında burayı yurt edinemeyen halklar da oldu. Maronitler, Ermeniler, Latinler, Beyaz Ruslar, Dervişler, Yahudiler ve Dukoborlar adayı ziyaret eden ya da ziyaret etmek zorunda bırakılan topluluklar olarak resmi tarihte adından söz ettiremeseler de bu adanın misafirperverliğinden paylarına düşeni aldılar.

 

Kendilerine “Sprit Wrestlers” yani “Ruh güreşçisi” diyorlardı, başkaları tarafından Dukoborlar olarak biliniyorlardı

17. ve 18 yüzyılda Rusya’da hayat süren Dukoborların soyunun tam olarak nereden geldiği bilinmiyor. Çarlık Rusyası’nın yıkılmasının ardından Türkiye’nin Kars iline, Azerbaycan’a, Gürcistan’a sürgün edildikleri bilinmekte. Ardından Avustralya, ABD, Rusya ve çoğunlukla Kanada’yı kendilerine yurt edinen bu topluluk, ilginç yaşam tarzlarıyla da isimlerinden bahsettirmekteler. Bağımsız bir dini zümre olan Dukoborlar, kendi iç seslerine ve ruhların göçüne inandıkları için kendilerine “Sprit Wrestlers” diyorlardı. Dukoborlar, komün halinde yaşayan, kişisel materyalizmi reddeden hatta okulları reddeden farklı bir Hristiyan mezhebine mensuptular. İncili kullanmazlardı, İsa’nın yüceliği, ikonlar ya da kiliseler onlar için pek bir şey ifade etmiyordu. Dini geleneklerinden dolayı çıplaklığı benimsemiş ve bazı protestolarını çıplak yürüyüşler yaparak gerçekleştirmişlerdi. Politik bir otoriteye bağlı olmayan ve vergi ödemeyi, askerlik yapmayı reddeden, pasivist ve vejetaryen kimliklere sahiptiler. Anti-militarist bir yapıya sahip olmalarını da unutmamak gerek. Savaş karşıtı bu topluluğun Kars’ta yaşadıkları esnasında askere çağrıldıkları ve askere gitmemek için ellerindeki tüm silahları yaktıkları, 2015 yılında, atalarını anmaya gelen Dukoborlar sayesinde tekrardan gün yüzüne çıkmıştı.

 

Akdeniz’e Yolculuk

Sıcak bir Ağustos ayıydı, takvim yaprakları yıllardan 1898’i gösteriyordu. Larnaka limanına yaklaşan gemi, içinde yeni umutlar barındıran 1,129 “ruh güreşçisi”ni taşıyordu. 326 erkek, 360 kadın, 221 erkek çocuk ve 222 kız çocuk… Gelmişlerdi, yanlarında tüylü Sibirya köpekleri, beyaz tenleriyle…

Dukoborların, Çarlık Rusya’sındaki dini zulümden kaçarak başlayan ve pek de uzun olmayan bir hikayeleri var Kıbrıs’ta. Rusya nere, Kıbrıs nere demeyin. O yıllarda İngiliz yönetiminde bulunan adanın İngiliz idarecileri, Lev Tolstoy’un da bağlantısıyla yurtsuz bırakılan Dukoborlara, buraya gelmesi ve arazileri işlemesi için, teşvikte bulunmuştu. Tıpkı aynı yıllarda Maltalı çiftçilere ve Londra’da yaşayan Yahudilere ve Ermenilere de toprak verildiği gibi onlara da buradaki çiftliklerde yaşam olanağı sunulmuştu.

Gemiden karaya ayak bastıkları zaman; verimli arazileri, güzel iklimi olan harika bir ada diye düşünmüş olmalılar…

Dukoborlar, Lefkoşa’daki Atalassa, Mağusa bölgesinde bulunan Kouklia (Köprülü), Pergama (Beyarmudu) ve Larnaka’ya yerleştirilerek, buradaki bereketli toprakları işlemeye başladılar. Ağustos sıcağı ada insanı için bile hayli zorken, karlar ülkesinden gelen Dukoborlar için dayanılmaz boyutta oldu. Geldikten bir hafta sonra 3 kişi havanın çok sıcak olmasından dolayı hastalanarak öldü. Ekim ortalarında bu sayı 30’u bulmuştu bile…

Kıbrıs’ın nemli yapısı, temiz olmayan ve yetersiz su kaynaklarından dolayı dönemin en büyük belalarından biri olan sıtma, vejetaryen alışkanlıkları nedeniyle düzenli beslenemeyen bu topluluğa yaramamıştı. Ayrıca yoksulluk gibi etmenler 108 tanesini bir yıl olmadan bu dünyadan aldı. Ve kalanlar, geldikten sekiz ay sonra Nisan 1899’da, birçok Dukobor gibi Kanada’ya, yeni bir yaşama doğru yelken açtı yeniden…

Gérard Dicks Pellerin  a-1640xl pc065135 10-02-04

Başka Bir Dünya Mümkün

Dukoborların Kıbrıs’la imtihanı, dünyada yurtsuz bırakılan birçok göçmenle ayni hazin sonu paylaşıyor. Birçok insan daha iyi bir yaşam için, dilini, dinini bilmediği ülkelere doğru, çoğu zaman sonu bilinmez bir yolculuğa çıkarılıyor; kimi zaman din, kimi zaman savaşlar, çoğu zamansa işsizlikle gelen gelecek korkusu ön ayak oluyor bu yaşananlara. Dinin afyon olmadığı, herkesin özgürce yaşayabildiği bir dünyayı ancak bilimle, sanatla, sporla harmanlayarak yani başka bir kültürün örülmesinde mücadeleyi elden bırakmayarak yaratabiliriz. İçinde bulunduğumuz dünyaya isyan edip söylenmektense, sizce de harekete geçme zamanı gelmedi mi?

 

*Orijinal şekli Doukhobor olarak yazılmaktadır.

 

Kaynaklar

www.doukhobor.org

http://bit.ly/2rkgicr

İngilizlerin Kıbrıs’taki Tarihi, Tabitha Morgan, Khora Yayınları, 2013, sayfa 100.

Çok Kültürlü Bir Ada, “Anlatılmamış Hikayeler” Sergisi, Centre of Visual, Arts&Research Müzesi.

Leave a Comment

© 2011 Powered By Wordpress, Goodnews Theme By Momizat Team copyLEFT

Scroll to top