Kıbrıs’ın Hurma Ağaçları -Şifa Alçıcıoğlu

Lefkoşa’nın tarih kokan sokaklarında yürürken gölgesine sığındığınız ağaçlardan biridir hurma… Yanından geçtiğinizde göğe doğru yükselen boyuyla nazlı nazlı sallanan dallarının inceden inceye çıkardığı huzur dolu bir hışırtı duyar kulaklarınız. Yürüdüğünüz sokaklarda eski şeher akşamlarının ruhunu hisseder, hurma yaprağının dallarında satışa çıkan yaseminlerin tütüsünü duyarsınız adeta. Kıbrıs’ın yerli bitkisi olamayan bu boylu poslu ağaçların uzun yıllardır adamızda da varlık gösterdiğini anımsarsınız…

Hurma ağacının (Phoenix dactylifera L.) Kıbrıs’a ilk ne zaman getirildiği kesin olarak bilinmemektedir. Bununla birlikte, MÖ 6. yüzyıla tarihlenen arkeolojik tasvirler (1) ile Theophrastos’un MÖ 4.–3. yüzyıldaki gözlemleri (2), hurma yetiştiriciliğinin bu tarihlerde adada yerleşmiş olduğunu göstermektedir. Bitkinin doğal yayılış alanı Arabistan ve Mezopotamya olduğundan, Kıbrıs’a büyük olasılıkla Fenikelilerin Doğu Akdeniz ticaret ağı aracılığıyla ulaştığı düşünülmektedir.

Lefke Hurması

Yaklaşık iki bin hurma ağacına ev sahipliği yapan Lefke bölgesi, Kıbrıs’ın en yoğun hurma varlığına sahip yerleşim yeridir. Yerel halkın “furma” olarak da adlandırdığı bu çok yıllık ağaçlar, Lefke’nin doğal ve kültürel kimliğini şekillendiren en önemli unsurlar arasında yer alır.

Lefke’de bulunan hurma ağaçlarıyla ilgili yaygın bir inanış, hurma fidanlarının MÖ 2. binyılda Kıbrıs’ın Mısır ile yoğun ticari ve kültürel ilişkiler içinde bulunduğu dönemde adaya getirildiği yönündedir. Rivayete göre, bakır madenlerinden çıkarılan cevherlerin taşınmasında kullanılan zembil ve köfünler, hurma yaprakları ve liflerinden örülmekteydi. Bu nedenle hurma ağacı, yalnızca gölge veren ya da meyve sunan bir bitki olarak değil, madencilik kültürünün de sessiz tanıklarından biri olarak kabul edilmektedir. (3) Dişi ve erkek bireylerden oluşan hurma ağaçları, ilkbaharda gerçekleşen tozlaşmanın ardından sonbaharda meyve vermektedir.
Lefke’de her yıl düzenlenen Hurma Festivali, bu ağacın bölgenin kültürel kimliğinin ayrılmaz bir parçası hâline geldiğinin en önemli göstergelerinden biridir.

Hurmacılık da Lefke’de kuşaktan kuşağa aktarılan geleneksel mesleklerden biridir. Oldukça zahmet gerektiren bu süreçte üreticiler, bellerine bağladıkları halatlarla metrelerce yükseklikteki ağaçlara tırmanarak olgunlaşan hurma salkımlarını palalar yardımıyla keserler. Toplanan meyveler dallarından ayrılır ve geleneksel yöntemlerden biri olarak sirkeye yatırma işlemi gerçekleştirilir. Böylece meyvenin olgunlaşması sağlanır. Yüksek lif içeriği, sindirimi destekleyen yapısı ve doğal enerji kaynağı olması nedeniyle beslenmede önemli bir yere sahip olan hurmanın dallarından dam, çekirdeklerinden ise tespih yapılmaktadır. Lefke’nin simgesi hâline gelen bu ağaçlar, son yıllarda, ithal palmiye ve hurma fidanlarıyla adaya taşındığı düşünülen kırmızı palmiye böceği (Rhynchophorus ferrugineus) nedeniyle ciddi bir tehdit altına girmiştir. Hurma ağaçlarının korunması amacıyla ilgili kurumlar tarafından ilaçlama çalışmaları yürütülmüş, yasal düzenlemeler yapılmış ve “Bir Hurma Da Sen Kurtar” gibi toplumsal farkındalık projeleri hayata geçirilmiştir. Bu çalışmalar sayesinde hurma ağaçlarının gelecek kuşaklara aktarılması hedeflenmektedir.

Hurma, Kıbrıs kültüründe yalnızca meyvesiyle değil, geleneksel sanat ve zanaattaki yeriyle de önemli bir değere sahiptir. Naylon poşetlerin yaygınlaşmadığı dönemlerde, kurutulan hurma yaprakları ve liflerinden örülen sepetler günlük yaşamın vazgeçilmez taşıma araçları arasında yer alıyordu.

“Zembil” olarak adlandırılan bu sepetler, hafif, esnek ve dayanıklı yapıları sayesinde pazarda, tarlada ve ev yaşamında yaygın olarak kullanılmış; sağlamlığı ve estetik görünümü nedeniyle toplumun her kesiminden büyük ilgi görmüştür. Günümüzde ise zembiller, ne yazık ki eski işlevselliğini yitirmiş durumdadır. Sadece turistik amaçlarla üretilmeye devam edilmektedir. (5) Zembil yapımının yeniden canlandırılması, hem ekolojik hem de sanatsal bir değer taşıması açısından önemlidir. Doğal ve sürdürülebilir malzemeler kullanılarak üretilen zembiller, doğa dostu bir alternatif sunarken aynı zamanda geleneksel el sanatlarının estetik zenginliğini yansıtmasına da vesile olacaktır. Bu kültürel mirasın yeniden hayata kazandırılması, gelecek nesillerin bu zanaatı tanımasına, öğrenmesine ve yaşatmasına katkı sağlayacaktır.

Meyvesinden, dalına, gölgesinden çekirdeğine her yeri değerli olan hurma; geçmişin sessiz tanıklığını yaparken, gölgesine sığınan her canlıyı hikayesinin ortağı yapar. Belki de bu yüzden bazı ağaçlar yalnızca meyve vermez; aidiyet, emek ve hatıra yeşertir. Kıbrıs’ın hurmaları da yüzyıllardır olduğu gibi kökleriyle geçmişe, dallarıyla geleceğe uzanmaya devam edecek.

Kaynaklar:

(1) https://www.cyprusfoodmuse-um.com/sites/default/files/trofima/gallery/2025-03//45-26/foinikas-schedio%202.jpg

Bugüne kadar bilinen en eski kanıt, Kıbrıs Arkaik II Dönemi’ne (MÖ 600–475) ait bir testidir. Bu eser üzerinde bir kişinin hurma ağacına tırmanarak hurma topladığı tasvir edilmiştir. Bu sahne, hurmanın o tarihte Kıbrıs’ta günlük yaşamın bir parçası olduğunu göstermektedir.

(2) Bitki biliminin kurucusu kabul edilen Theophrastos, Historia Plantarum (Enquiry into Plants) adlı eserinde Kıbrıs’taki hurmalardan ayrıntılı biçimde söz eder.

(3) Bu anlatıyı doğrulayan doğrudan yazılı kaynak bulunmamakla birlikte Lefke’nin sözlü kültüründe ve geleneksel zanaat belleğinde hurma liflerinden örülen zembillerin madencilikte kullanıldığına ilişkin anlatılar günümüze kadar ulaşmıştır.

(4) https://www.youtube.com/watch?v=6iJvktlP64Y (5) Oğuz Yorgancıoğlu, Kıbrıs Türk Folkloru.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Facebook6k
Twitter2k
646