
Richard Sennett bu kitabında, yeniden şekil alan ekonomik sistemin insan yaşamını nasıl etkilediğini konu alıyor. Elbette burada bahsettiği yeniden şekil alma terimi ekonomik sistemin kökten değişmesi anlamına gelmiyor. Ekonomi hala kapitalist sistemin bir parçası olarak güncelliğini koruyor. Ancak bu sistemde birtakım değişiklikler meydana geldi.
Kendi adıma konuşmam gerekirse bu değişiklikleri derinden hissetmiş ama uzun zaman bir anlam verememiştim. Her şey o kadar hızlı değişiyor ki takip dahi etmek bazen imkânsız geliyor. Sanki bir lunaparktayım, devasa oyun makinelerinin akrobatik hareketlerinin altında rahatsız edici ışıkların ortasındayım ya da çarpışan arabalardan biriyle diğer arabalarla çarpışa çarpışa yoluma devam ediyorum.
Çevremdeki insanlar memuriyet hariç uzun soluklu bir işte çalışmak istemiyordu. Hatta özel sektörde aynı iş yerinde beş yıl çalışan arkadaşıma” sen hala orada mısın iş değiştirmedin mi “diye soranlar dahi oldu. İnsanlarda sürekli iş değiştirme isteği var. Hatta başka bir iş için sürekli ülke değiştirenler bile var.
Sennett tam da bu noktada çok önemli iki soru soruyor “Bu değişim neyi ifade ediyor ve bu değişimin yaşama kültürümüze etkisi nedir?
Sennett yeni kapitalizmin kültürünü anlatırken eski kapitalist sistemin kültürü ile şimdiki arasında bir kıyaslama yapar. Eski kapitalizmi anlatırken kapitalizmin başlangıcından beri geçirdiği evreleri kısaca anlatır ve Max Weber’in sosyolojik tezine kadar getirir. Weber büyük iş yerlerinin tıpkı askerde olduğu gibi bürokrasi ile oluşturulduğunu ve bu bürokrasinin insan yaşamının her alanında hissedildiğini ifade eder.
Çalışanlar; işçi, kalfa, usta, müdür yardımcısı, müdür gibi pozisyonlara getirilerek daha geçişken bir sınıfsal yapı hissi yaratılmak istendi. Otto Von Bismarck’ın söylemiyle “sınıfının yerini bilen bir işçi yerine sınıfının ne olduğu hakkında kafa karışıklığı olan bir işçi daha iyidir” mantığı bürokratik çalışma sisteminin içinde kendini gösteriyordu.
İnsanlar girdikleri işlerde uzun yıllar çalışabiliyor ve daha üst pozisyonlara geçebilmek için uzun vadeli planlar yapıyorlardı. Uzun yıllar çalıştıkları firmalarda mesai arkadaşlığı kuvvetle kuvvetleniyordu. Emekçiler yaptıkları işin monotonluğundan sıkılmış ya da nefret etmiş olsa da yine de iş yerlerine karşı bir aidiyet hissi vardı.
Sennett hepsi değil ama da birkaç büyük firmanın çalışma kültürünü derinden etkilediğini söylüyor. Örneğin bazı firmalar, çalışanların girdikleri işlerde takım arkadaşları ile hemen kaynaşıp oradaki işini tamamlamasını sonra başka bir takıma alınarak oradaki problemleri çözmesini ve kurulan ilişkinin yüzeysel biçimde kalmasını hedefliyor. Bu ve buna benzer çalışma şekline esnek çalışma deniliyor.
Sennett önceki bürokratik modelin ne kadar askeri sisteme benzese de çalışanların bir arada kalıp birlik ve grev ortamı yaratabildiğini söylüyor. Ancak esnek çalışma modelinde birlik ortamı olamadığı için çalışanlar daha yalnız bırakılmış durumda.
Sennett yeni kapitalizm kültürüne esnek kapitalizm diyor ve bu sistemde çalışanların haklarını savunmak yerine işi bırakıp gitmeyi tercih ettiklerini ekliyor. Esnek kapitalizmde insanların iş yerlerine sadakatlerinin olmayışı, çalışanların uzmanlıklarının ve becerilerinin zayıfladığı, toplam pratikte sadece problem çözmeye yönelik yetiştirildiklerini ve sürekli yer değiştirmelerin bilgi eksikliği oluşturduğunu ifade ediyor.
Sennett’in aynı zamanda bir sosyolog olduğu için önceki yıllarda yapmış olduğu anket çalışmalarından ve tezlerden yararlandığı anlaşılıyor. Bu kitabı okumadan önce kafamı kurcalayan ancak anlamaya çalıştığımda bulanık gelen şeyler vardı. Kitabı okuduğumda zihnimdeki bulanık köşelerin bazısı kayboldu bazıları ise hala yerinde duruyor.
