
Türk ve Dünya Edebiyatının en önemli şairlerinden ve edebiyatçılarından olan Nazım Hikmet, tiyatro eserleri, yazıları, şiirleri ile sanata büyük katkılar sağlamış, eserleri dünya üzerinde başka toplumlar tarafından birçok dile çevrilmiş ve sanat adına önemli izler bırakmıştır. Nazımın eserleri sadece şiir, tiyatro gibi sanat dallarında sınırlı kalmayıp üretimlerinin çoğu kendi ülkesi ve dünyanın diğer ülkelerindeki müzisyenler tarafından bestelenerek şarkı, operet, oratoryo ve müzikallere dönüştürülerek günümüze dek ölümsüz hale getirilmiştir.
Nazım Hikmet’in eserlerinin müzik ile bağlantısı ilk olarak 1930’lu yıllarda oluşmaya başlamıştır. Senaryosunu kendisinin yazdığı “Mineli Kuş” filmi için iki şarkı sözü de hazırlar. Bu şarkı sözleri besteci ve müzisyen olan Mesut Cemil tarafından notaya alınıp seslendirilir. Fakat Nazım Hikmet’in politik davaları ve yasakları yüzünden film ile birlikte şarkıları da yarıda kalmıştır.
1933 yılında Türkiye’de “Türk Beşleri” olarak adlandırılan beş önemli Klasik Türk Müziği bestecilerinden ilki olan Cemal Reşit Rey “Lüküs Hayat” isimli opereti hazırlamaktaydı. Bu operetin şarkı sözlerini Ekrem Reşit Rey yazmaktaydı. Şarkının geriye kalan sözlerini yetiştirememesinden dolayı Nazım Hikmet’den yardım ister ve Cemal Reşit Rey’in Müziği ile Nazım Hikmet’in sözlerinin birleştiği bir şarkı ortaya çıkar. Nazım, bu müzikalde bir ana akım eğlence müziğine bile sınıfsal bakışı yansıtmayı başarmıştır. Klasik Müzik formunda da ilk olarak Nazım’ın şiirleri bu operette başlar.
Klasik müzik formunda son üretim 2007 yılında Fazıl Say’ın Nazım şiirlerinden bestelediği “Nazım Hikmet Oratoryosu” dur. Genco Erkal, Zuhal Olcay gibi önemli isimlerin yer aldığı bu Oratoryo da Nazım’ın memleket hasreti, hapishane yılları, Hiroşima gibi önemli konular içermektedir.
Nazım Hikmet’in şiirlerinin dayanışma müziği olarak bestelenmesi 1960’lı yılların başlarına denk gelir, ilk besteleyen Pete Seeger ise Nazım’ın “Küçük bir Kız Çocuğu” şiirini seçmiştir. Bir İskoç halk şarkısına Nazım’ın şiirini uyarlayan Seeger’ın bestelediği bu şarkı ritmik ve melodik anlamda “Klasik Amerikan Protest Folk Müziği” ögeleri taşımaktadır.
1965 yılında Yves Montand, “ Dünyanın En Tuhaf Mahluku” şiirini “Mon Frere (Akrep Gibisin)” adıyla bestelemiştir. 1971 yılında Ruhi Su’nun “Seferberlik Türküsü” adıyla yayınlanan albümünde Nazım’ın “Davet” şiiri bulunmaktadır. Bu şiir bestelendikten sonra albümde “Süvarinin Türküsü” adıyla yer alır. Yapılan bu beste ile Ruhi Su, Türkiye’de Nazım Hikmet şiirini besteleyen ilk besteci olarak anılmaktadır.
Ruhi Su’dan sonra Selda Bağcan, Cem Karaca, Edip Akbayram, Ahmet Kaya, İlhan Şeşen, Esin Avşar, Kerem Güney, Ezginin Günlüğü ve Zülfü Livaneli gibi önemli müzisyenler tarafından da Nazım Hikmet şiirleri bestelenmiştir. Müzik tarihine baklıdığında Zülfü Livaneli, Nazım Hikmet şiirlerini en çok besteleyen besteci olarak görülmektedir.
Nazım Hikmet’in şiirleri, müziğin hemen hemen tüm alanlarında yerini almayı başarmıştır. Bazen sahnede çağdaş bir klasik müzik ile, bazen bir türkü formunda, bazen protest halk müziği ile, bazen de pop, rock gibi birçok müzik tarzında hayat bulur Nazım’ın şiirleri.
Kaynak:
www.gazeteduvar.com.trmemleketten-ve-dunyadan-nazim-hikmet-sarkilari
