Gençlik Hareketinden Halk Hareketine: Halk-Der – Erol Ertugan

1960’lı yıllardan 1980 yılına kadar Türkiye’de, gençlerin yapmış olduğu eylemler güçlü ve etkili bir şekilde hissedilmekte idi. O dönemde, Küba’da gerçekleşen, anti-faşist, antikapitalist ve sömürgecilik karşıtı devrimin etkileri Türkiye’de de hissedilirken diğer taraftan Sovyetler Birliği’nin revizyonist bir çizgiye yönelmesi, yeni devrimci örgütlerin ortaya çıkmasına neden olmuş ve sömürgeciliğe karşı gelişen devrimci mücadele güçlü bir damar haline gelmiştir. Devrimci Yol, Kurtuluş ve Halkın Kurtuluşu gibi örgütler bu uğurda mücadele etmişlerdir. O dönemde, Kıbrıslı Türk öğrencilerin birçoğu bu örgütlerde mücadele verirken aynı anda yüksek öğrenimlerine de devam etmekteydi.

1974 yılında Kıbrıs adasının ikiye bölünmesi ve adanın kuzeyinde oluşan yeni siyasal düzen, gençler arasında yoğun tartışmalara yol açmıştır. Türkiye’de öğrenim gören Kıbrıslı Türk öğrenciler de dönemin devrimci gençlik hareketlerinden etkilenmiş ve Kıbrıs’a döndüklerinde bu düşünceleri örgütlü bir mücadeleye dönüştürmeye çalışmışlardır.

Cumhuriyetçi Türk Partisi içinde ve çevresinde bulunan öğrenci derneklerinde faaliyet göstermekte olan bir grup genç, Sovyet yanlısı geleneksel çizgiden ayrışarak, farklı bir devrimci çizgi geliştirmeye yönelmiştir. Halk-Der’in ideolojik ve örgütsel zemini bu süreçte şekillenerek, Kıbrıs sorununa halkların kardeşliği, bağımsızlık ve emek mücadelesi temelinde yaklaşılması gerektiği savunulmuştur.

1976 seçimlerinden sonraki dönemde CTP içerisindeki görüş ayrılıkları netlik kazanarak, bir grup genç disipline verilmiştir. Sonuç olarak bu gençler partiden atılmıştır. Yaşanan bu gelişmenin ardından, 22 Ağustos 1977 yılında, Omorfo’da Halkla Dayanışma ve Kültür Derneği (Halk-Der) kurulmuştur.

Halk-Der başlangıçta kültür ve dayanışma derneği olarak kurulmasına rağmen kısa sürede bağımsız ve devrimci bir gençlik örgütlenmesine dönüşmüştür. Omorfo’dan sonra Lefkoşa, Mağusa ve diğer bölgelerde de çalışmalarına devam ederek, öğrencilerin yanı sıra genç işçiler, öğretmenler, memurlar ve farklı kesimlerden insanları ortak bir mücadele etrafında bir araya getirmiştir.

Kıbrıslı Türklerin ilk devrimci örgütü olan Halk-Der, gençlerin ve halkın genel sorunlarına çözüm bulmak için mücadele vermekteydi. Bu özellik onu diğer gençlik örgütlerinden farklı kılmaktaydı. Halk- Der’in mücadelesinde, eğitim, işsizlik ve gençlerin geleceği gibi sorunların yanında demokrasi, sendikal haklar, toplumsal eşitlik ve Kıbrıs’ın bağımsızlığı konuları da önemli yer tutmuştur. Dernekte toplantılar, eğitim çalışmaları, kültürel etkinlikler ve halkla dayanışma faaliyetleri gerçekleştirilirken, öte yandan gençlerin, siyasal mücadeleye katılımı desteklenmiş ve örgütlenmelerinin önü açılmıştır. Bu bağlamda Halk-Der, yalnızca eylem yapan bir örgüt olmayıp, gençleri toplumsal mücadelenin aktif öznesi hâline getirmeye çalışan bir okul niteliği kazanmıştır.

Ana sloganı, BAĞIMSIZ KIBRIS- BÜTÜN HALKLAR KARDEŞTİR olan Halk-Der, adada iki halk olduğu tespitini yaparken aynı zamanda Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Elenlerin kardeşçe bir arada yaşamasını temel ilkelerinden biri olarak benimsemiştir. Her iki toplum arasındaki milliyetçiliğe karşı ortak yaşamı, barış ve dayanışmayı savunmuştur. Böyle bir yaklaşım dönemin siyasal koşulları içinde cesur ve dikkat çekici bir tutum olarak değerlendirilmelidir.

1 Mayıs 1978 tarihinde yapılmış olan eylemlerde, Halk-Der “Bütün Halklar Kardeştir” pankartı ile önemli tartışmalara yol açmış ve bazı dernek üyeleri pankarta “Bağımsız Kıbrıs” ifadesinin eklenmesini de istemiş ancak o dönemdeki diğer sol örgütlerle görüş ayrılıkları yaşamıştır. Halk-Der, “tek bir Kıbrıs halkı” yaklaşımını desteklemekte olan çevrelere karşı, iki halkın varlığını kabul ederek onların kardeşçe yaşamalarını savunan bir görüş benimsemiştir. Ayrıca, işçi sınıfının birlik mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs’ta gençlerin örgütlü bir biçimde rol alması, Halk-Der’in gençlik hareketinden daha geniş bir halk hareketine dönüşmesinde önemli rol oynamıştır.

Halk-Der, aynı zamanda işçi ve kamu çalışanlarının demokratik hak mücadelelerine destek vermiş; grevler, sendikal faaliyetler ve emekçilerin hak arama eylemleri ile gençlerin dayanışması sağlanmıştır. Böylece Halk-Der, gençlik ile işçi sınıfı arasında siyasal ve toplumsal bir bağ kurmaya çalışmıştır.

1977 yılında kurulan Halk-Der, 1980- 1981 yıllarında üyelerinin Toplumcu Kurtuluş Parti’sine katılmasıyla bağımsız örgütsel varlığını sona erdirmiştir. Bu kararın alınmasının nedenleri; dernek çatısı altında yürütülen mücadelenin yetersiz görülmesi, mücadelenin daha geniş kitlelere yayılması isteği, bir siyasi parti kurmak ya da mevcut bir partiye katılmak, TKP’nin birlikte mücadele etme teklifinde bulunması, 12 Eylül 1980 tarihinde Türkiye’de yapılan askeri darbenin devrimciler üzerinde yarattığı baskı ve üyeler arasında ideolojik ve örgütsel görüş ayrılıklarıdır.
Halk-Der’in kısa sürede gösterdiği mücadele, Kıbrıslı Türk devrimci hareketinde daha sonraki örgütlenmeleri etkileyen bir siyasal gelenek olarak değerlendirilmelidir. Gençliğin bağımsız örgütlenmesi, halkların kardeşliği, emek mücadelesiyle dayanışma ve Kıbrıs’ın bölünmesine karşı ortak yaşam düşüncesi, Halk-Der geleneğinin günümüze aktardığı en önemli siyasal ve örgütsel kazanımdır.

Bugün gençlerin karşı karşıya kaldığı işsizlik, göç, ekonomik belirsizlik ve gelecek kaygısı düşünüldüğünde Halk-Der’in dayanışma, örgütlenme ve halktan yana mücadele anlayışı hâlâ önemini korumaktadır. Çünkü gençlik, yalnızca geleceği bekleyen bir kesim değil, örgütlendiğinde bugünü değiştirebilecek temel toplumsal güçlerden biridir.

Günümüzde, Halk-Der’in devrimci mücadele geleneği, Baraka ve Bağımsızlık Yolu’nun siyasal mücadelesinde yaşamaya ve güçlenmeye devam etmektedir.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Facebook6k
Twitter2k
646